Bilimsel Anarşist Komünizm

Anarşist-komünist yönelişten biri olarak, Peter Kropotkin yıllarca şu fikirleri geliştirmeye çaba harcamıştır: modern doğa bilimleri felsefesi ile Anarşizm arasında varolan derin, mantıksal bağlantıyı göstermek; Anarşizmi, toplumda belirgin olan ve onun ileri evrimini gösterebilen eğilimleri araştırarak bilimsel bir temele oturtmak; ve Anarşist etiğin temellerini geliştirmek. Anarşizmin esasına ilişkin olarak, Kropotkin’in amacı, Komünizmin --en azından kısmen-- özelikle komünlerin önderliğinde, kollektivizme nazaran daha fazla kurulma şansı olduğunu ve özgür (yani Anarşist) Komünizmin uygar toplumlarda kabul edilme şansı olan tek Komünizm biçimi olduğunu kanıtlamaktı; bu nedenle Komünizm ve Anarşizm, birbirini bütünleyen, bir diğerini olası ve kabul edilebilir kılan evrimin iki koşuludur.

Ayrıca, bir devrimci dönem sırasında, büyük bir kentin --şayet kent sakinleri düşünceyi kabul ederlerse-- nasıl özgür Komünizm çizgisinde kendisini örgütleyebileceğini; kentin yarım günlük ya da beş saatlik bir çalışma karşılığında her bir sakinine sadece zamanın orta sınıflarının sahip olabildiği konfora denk düşecek ölçüde barınma, yiyecek ve giyimi garanti edebileceğini; ve eğer kent sakini, günün diğer yarısında tüm olası amaçları --eğitimsel, yazınsal, bilimsel, sanatsal veya spor-- izleyen her çeşit özgür birliklere katılırsa, lüks olarak düşünülecek tüm şeylerin herkesce nasıl elde edilebildiğini göstermeye çalıştı.

Bu savlardan birincisini kanıtlamak için, beyin işiyle birleştirilmiş tarımsal ve endüstriyel çalışmanın olasılıklarını analiz etti. Ve insan evriminin ana etmenlerini aydınlatmak için, karşılıklı (mutual) yardımlaşmaya ilişkin halkçı yapıcı aktörlerinin tarihte oynadığı rolü ve Devletin rolünü çözümledi.

Kendini Anarşist olarak adlandırmamasına karşın, Tolstoy, sonuçlarını İsa’nın öğretilerinin genel ruhundan ve aklın zorunlu diktelerinden çıkararak, onbeş ve onaltıncı yüzyıllardaki popüler dinsel hareketlerdeki öncelleri, Chojecki, Denk ve diğerleri gibi, Devlet ve mülkiyet haklarına ilişkin Anarşist bir tavır geliştirdi. Yeteneğinin olanca gücüyle, (özellikle The Kingdom of God in Yourselves, İçinizdeki Tanrı Krallığı’nda) güçlü bir Kilise, Devlet ve yasa, özellikle de mülkiyet yasaları eleştirisi yaptı.

Devleti kaba gücün desteklediği, kötücül kişilerin tahakkümü olarak betimledi. Hırsızların, iyi örgütlenmiş bir devletten çok daha az tehlikeli olduğunu söyledi. Kilise, devlet ve mevcut mülkiyet dağılımı tarafından insanlara bahşedilen yararlara ilişkin yaygın önyargıların keskin bir eleştirisini yaptı ve İsa’nın öğretilerinden karşı koymama kuralını ve tüm savaşların mutlak kınanması sonucunu çıkardı. Fakat onun dinsel argümanları günümüz kötülüklerinin serinkanlı gözlenmesinden borç alınmış argümanlarla öylesi iyi biçimde bir araya getirilmiştir ki yapıtlarının Anarşist kısımları dindar ve dindar olmayan okura aynı ölçüde çekici gelmektedir.

Bir yandan Anarşist düşüncelerin modern yazın içine süzülmesini, öte yandan da en iyi çağdaş yazarlara ait özgürlükçü düşüncelerin Anarşizmin gelişmesine yaptıkları etkiyi kısa bir taslak halinde burada sunmak olası olmayacaktır. Anarşizmin çağımızın bütün entellektüel hareketleriyle nasıl yakından bağlantılı olduğunu anlamak için, Anarşist düşünceleri ifade eden, yüzlerce modern yazarın yapıtlarından tıpkıbasımlarını içeren La Révolte (Paris, 1887-1894) gazetesinin 10 ciltlik yazın ekine (Supplément-Littéraire) ve sonra da Les Temps Nouveaux (Paris, 1895-1901)’ya başvurulması gerekir.

J.S. Mill’in Özgürlük (Liberty)’ü Spencer’in Devlete Karşı Birey (Individual versus the State)’i, Marc Cuyau’nun Yükümlülüğü ya da Yaptırımı olmayan Ahlak (Morality without Obligation or Sanction)’ı, Fouillée’nin Ahlak, Sanat ve Din (La Morale, l’art et la religion)’i, Multatuli’nin (E. Douwes Dekker) yapıtları, Richard Wagner’in Sanat ve Devrim (Art and Revolution)’i, Nietzsche’nin, Ralph Waldo Emerson’un, W. Lloyd Garrison’un, Henry Thoreau’nun, Alexander Herzen’in, Edward Carpenter’in vd. Yapıtları; ve kurgu alanında Henrik İbsen’in dramaları, Walt Whitman’ın şiirleri, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı, Emile Zola’nın Paris ve Le Travail’i, D. Merezhkovsky’nin yapıtları ve daha az bilinen yazarların sayısız yapıtı, insanın kapitalizm ve Devlet bağlarından kurtulma yönündeki modern düşünce içinde süre giden çalışmaların nasıl Anarşizm ile iç içe geçtiğini gösteren fikirlerle doludur.