Enternasyonal’de (The International Working Men’s Association) Anarşizm

Bilindiği gibi, 1848 Haziranındaki Paris işçilerinin ayaklanmasının bastırılması ve cumhuriyetin düşüşünün ardından, Sosyalizmin tüm kesimlerinin propagandalarında genel bir çöküntü yaşandı. Tüm Sosyalist basın tam olarak yirmi yıl süren gerici dönem sırasında susturuldu. Buna rağmen, Anarşist düşünce bile Bellegarrique (Coeurderoy) ve özellikle Joseph Dejacque’ın (Les Lazareennes, daha sonra keşfedilip yeniden basılan bir Anarşist-Komünist ütopya olan L’Humanisphere) yazılarında bir takım gelişmeler göstermeye başladı.

Sosyalist hareket ancak 1864 yılından sonra, Londra’daki Evrensel Sergi sırasında, bazı Fransız işçilerin, tüm mutualistler Uluslararası İşçi Birliği kurucusu Robert Owen’in izleyicileriyle karşılaştıklarında yeniden canlandı. Bu birlik çok hızlı biçimde gelişmiş ve işin içine siyasal parlementer ajitasyonu karıştırmaksızın, kapitalizme karşı doğrudan bir ekonomik mücadele politikasını benimsemişti; bu politika 1871 yılına dek izlendi.

Fakat Fransız-Alman Savaşı ardından, Komün ayaklanmasından sonra Fransa’da Enternasyonal Birlik yasaklanınca, yeni kurulmuş imparatorluk parlementosu seçimleri için bütün ergin erkeklerin oy kullanma hakkını kabul eden Alman işçiler, Enternasyonal’in taktiklerini değiştirmesinde direttiler ve bir Sosyal Demokratik siyasal parti inşa etmeye başladılar.

Bu durum çok geçmeden Enternasyonal’de bölünmeye yol açtı; İspanyol, İtalyan, Belçikalı ve Juralıların oluşturduğu Latin federasyonları (Fransa yer almıyordu) kendi aralarında bir federal birlik oluşturdular ve Enternasyonal’in Marksist genel konseyi ile bütünüyle bağlarını kopardılar. Modern Anarşizm olarak tanımlanabilen hareket bu federasyonlar içinde gelişmiştir. Bu federasyonlar tarafından belli bir süre “federalistler” ve “anti-otoriterler” isimleri kullanıldıktan sonra, hasımlarının onlara ısrarla taktıkları “Anarşistler” ismi yaygınlaştı ve sonunda bu isim benimsendi.

Mikhail Bakunin ürettiği çok sayıda yazısı, broşürüyle, bu Latin federasyonlar arasında, Anarşizmin ilkelerinin gelişimi açısından yol gösterici örnek kişi olmuştur. Kendi deyişiyle dinin bir ürünü olan, alt bir uygarlık duruma ait, özgürlüğün inkarını temsil eden, ve genel refah adına üstlendiği şeyleri bile bozan Devletin bütünüyle ortadan kaldırılmasını istemiştir.

Devlet tarihsel açıdan kaçınılmaz bir kötülüktür, ancak onun bütünüyle yok edilmesi er ya da geç aynı ölçüde kaçınılmazdır. Genel oy kullanma sonucu bile oluşsa, bütün yasaları reddederek, komşularına bir tehdit oluşturmamak koşuluyla her ulus, her bölge ve her komün için tam özerkliği ve sadece başkaları özgür olduğu oranda gerçekten özgür olunacağını ekleyerek, bireyler için tam bağımsızlığı savundu. Komünlerin özgür federasyonları özgür ulusları oluşturacaktı.

Ekonomik kavramları açısından, Bakunin kendisini, Enternasyonal’deki federalist yoldaşlarıyla (César de Paepe, James Guillaume, Schwitzguébel) birlikte bir “kollektivist Anarşist” olarak tanımlamıştır. Ancak bu kollektivistlik, 1840’lardaki Vidal ve Pecqueur ya da onların modern Sosyal-Demokratik izleyicilerinin kullandığı anlamda değildir; üretim için gerekli tüm şeylerin emek grupları ve özgür komünler tarafından ortaklaşa sahiplenileceğinin; ve komünist ya da başka türlü olsun, emeğin karşılığının sağlanma biçimlerinin ise her grup tarafından kendisi için oluşturulacağının bir ifadesidir. Zamanın tüm Sosyalistlerinin yaklaşmakta olduğunu söylediği toplumsal devrim yeni koşulları yaşama geçirme aracı olacaktı.